Çoğu kurumda ağ ve sistem kayıtları bir yerde birikiyor. Disk dolmadığı, servis çalıştığı sürece konu kapalı sayılıyor. Oysa bir kayda ihtiyaç duyulduğunda asıl sorular başka: bu kayıt kime ait, üzerinde oynanmadığını nasıl gösterirsiniz, gerektiğinde gerçekten geri getirebiliyor musunuz?
Bu yazı, kayıt tutmayı üç soruya ayırıyor. Hukuki bir değerlendirme içermez; kayıtların herhangi bir süreçte nasıl ele alınacağı ayrı bir konudur.
1. Kayıt kime ait? (Kimliklendir)
Bir log satırı çoğu zaman bir adres ve bir saat bilgisi taşır. Ama bir adres tek başına kişiyi ya da cihazı söylemez. Aynı adres gün içinde farklı cihazlara verilmiş olabilir.
Kimliklendirme, kaydı o andaki kullanıcıya veya cihaza bağlayabilmektir. Bunun için sorulacak sorular şunlardır:
- Adres dağıtım kayıtları da tutuluyor mu, yoksa yalnızca trafik kaydı mı var?
- Kayıttaki saat ile adres dağıtımının saati karşılaştırılabiliyor mu?
- Misafir veya ortak kullanılan ağlarda kullanıcıyı belirleyen bir adım var mı?
Bu bağlantı sonradan kurulmaya çalışılırsa çoğu zaman eksik kalır. Kimlik bilgisinin kayıtla birlikte, kayıt anında üretilmesi daha sağlamdır.
2. Kayıt değişmedi, bunu nasıl gösterirsiniz? (İspatla)
“Kayıtlar sunucuda duruyor” cümlesi, kayıtların değişmediğini göstermez. Dosyaya erişimi olan biri, bilerek ya da yanlışlıkla içeriği değiştirebilir; değişiklik de fark edilmeyebilir.
Bütünlüğü göstermenin yaygın yolu iki parçalıdır:
- Özet (hash): Kayıt dosyasından SHA-256 gibi bir algoritmayla kısa bir parmak izi üretilir. Dosyada tek bir karakter değişse parmak izi değişir.
- Zaman damgası: Bu parmak izinin belirli bir andan önce var olduğu, güvenilir bir üçüncü tarafça imzalanır. RFC 3161, bu iş için tanımlı bir standarttır.
İkisi birlikte şunu söyler: “Bu kayıt, şu andan beri bu haliyle duruyor.” Mühürlemenin ne sıklıkla yapıldığı da önemlidir; aralık uzadıkça, mühürsüz kalan dönem uzar.
3. Kayıt geri gelebiliyor mu? (Sına)
Bütünlüğü kanıtlanmış bir kaydın da elinizin altında olması gerekir. Arşivin dışa aktarılabildiği, sıkıştırılmış dosyanın açıldığı, mühürlerin yeniden doğrulandığı ancak denendiğinde görülür. Yedekte olduğu varsayılan kaydın okunamadığı durumlar, çoğunlukla ihtiyaç anında fark edilir.
Bu yüzden sınama bir kerelik değil, periyodik olmalı ve mümkünse insan hatırlamasına bağlı olmamalıdır. Otomatik bir sınama, “arşivimiz sağlam” cümlesini bir varsayım olmaktan çıkarıp gözlenmiş bir sonuca çevirir.
Üç soruluk kontrol listesi
- Her kaydı, kayıt anında bir kullanıcıya veya cihaza bağlayabiliyor muyuz?
- Kayıtların değişmediğini, özet ve güvenilir zaman damgasıyla gösterebiliyor muyuz?
- Arşivin açılabildiğini ve doğrulanabildiğini düzenli olarak deniyor muyuz?
Üçüne de “evet” diyemiyorsanız bu bir alarm değil; iyileştirilecek alanların listesidir.
LogKeeper Pro bu üç adımı nasıl ele alıyor?
LogKeeper Pro, 7 Tepe’nin geliştirdiği log yönetimi yazılımıdır ve mesajı bu yazıdaki sırayı izler: Kimliklendir · İspatla · Sına.
- Kimliklendir: Kaydın kime ait olduğunu üretir.
- İspatla: Kayıt bütünlüğünü zaman damgası ve özet ile mühürleyerek gösterir.
- Sına: Tesis dışı kopya hedefi tanımlıysa geri dönüşün çalışıp çalışmadığını periyodik ve otomatik olarak sınar.
Ürün mevcut sunucunuza kurulur. Ayrıntı, demo ve teklif için bize ulaşabilirsiniz.
Bu konuda ayrıca: Güvenlik duvarı logları ve 5651: nereden başlanır?
Kayıtlarınızın kime ait olduğunu, değişmediğini ve geri gelebildiğini göstermek mi istiyorsunuz? LogKeeper Pro sayfasını inceleyin: LogKeeper Pro



